• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/pr.ugurcaglar
  • https://www.instagram.com/pr.ugurcaglar/
  • https://www.youtube.com/channel/UC5xIBadC_nofrHaK6OriP_g

Pr. Uğur ÇAĞLAR

İnsan; zamanın akışında olmasına karşın,
zamandan münezzeh
bir eşrefi mahluktur.

İşte tamda bu yüzden anlatılanlar değerlidir, anlatanın nereli ve
kaç yaşında olduğundan ziyade...

Pr. Uğur ÇAĞLAR

Şu Köşeye Yazıyorum
Günün Sözü
Her yeni gün
sabaha uyandığın için
şükret..
Uyanabildiğine göre 
hedefine ulaşmak için
hala zamanın var..
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret20274

2025'in Ardından 2026'ya Bakarken: Zaman, Değişim ve Bazı Şeyler

Yıllar geçip giderken, bazı yıllar diğerlerinden daha fazla konuşulur. 2025 yılı da bu anlamda, üzerine çeşitli değerlendirmeler yapılabilecek yıllardan biri olarak geride kaldı. Ekonomiden teknolojiye, bireysel alışkanlıklardan toplumsal reflekslere kadar pek çok başlık, bu yılın “farklı” olduğunu düşündürmektedir. Ancak farklı olanın ne olduğu konusu, tam da bu yüzden üzerinde durulması gereken noktalardan biri.

Ekonomik açıdan bakıldığında 2025, tanıdık kavramların yeniden yorumlandığı bir yıl oldu. Enflasyon, alım gücü ve belirsizlik gibi kelimeler yalnızca ekonomi sayfalarında değil, gündelik sohbetlerde de sıkça yer buldu kendine. Bu durum, bireylerin ekonomik okuryazarlığını artırmış olabileceği gibi, zihinsel hesap makinelerinin de daha aktif kullanılmasına neden olmuştur diye düşünüyorum. Her ne kadar rakamlar değişse de, hissiyatın büyük ölçüde sabit kaldığı söylenebilir.

Bilim ve teknoloji cephesinde ise 2025, yapay zekânın artık “konuşulan” değil, “konuşan” bir unsur hâline geldiği bir dönem olarak dikkat çekmeye devam ediyor. Yapay zekâ hakkında çok şey söylenmiş, çok şey yazılmış; fakat tüm bu anlatıların ne kadarının gerçekten anlaşıldığı ayrı bir tartışma konusu oldu ve yeni yılda da olmaya devam edecek. Belki de bu durum, bilginin artmasıyla anlamın aynı hızda artmadığını gösteren doğal bir sonuçtur. Ne dersiniz.

Toplumsal düzlemde bakıldığında, yıl genelinde hissedilen ortak duygunun bir tür yorgunluk olduğu söylenebilir. İnsanlar yoğun bir tempo içinde hareket etmiş, zamanın nasıl geçtiğini anlamadıklarını sıkça dile getirmiş ama buna rağmen zaman yönetimi üzerine yapılan önerilerin sayısı da bir o kadar artmıştır. Bu çelişki, modern yaşamın kendine özgü paradokslarından biri olarak not edilebilir.

2026’ya girerken bu tabloyu kesin yargılarla değerlendirmek yerine, bazı genel çıkarımlarda bulunmak daha yerinde olacağı kanaatindeyim. Zira yaşanan her sürecin net bir açıklaması olmayabilir. Bazen olan biteni anlamaya çalışmak, anlamaktan daha yorucu bir hâl alabilir. Bu noktada durup düşünmek, hatta düşünüyormuş gibi yapmak bile belirli bir zihinsel rahatlama sağlayabilir.

Psikoloji açısından değerlendirildiğinde, son yıllarda sıkça vurgulanan “dayanıklılık” kavramı, 2025 boyunca da önemini korudu. Ancak dayanıklı olmanın ne anlama geldiği konusu, hâlâ netleşmiş değil. Kimi zaman dayanıklılık sabretmek olarak yorumlanmış, kimi zaman ise devam etmekle eş tutulmuş bir kavram. Belki de dayanıklılık, bu tanımların hiçbirine tam olarak karşılık gelmemektedir.

Zihinsel aktivite konusu da benzer bir belirsizlik taşımaktadır. Aktif bir zihin denildiğinde, çok düşünmek mi yoksa doğru zamanda düşünmemek mi gerektiği sorusu akla gelmekle birlikte günümüz koşullarında bu ayrımı yapmak her zamankinden daha zor görünüyor. Çünkü bazen durmak, hareket etmekten daha fazla enerji gerektirebilir.

Sonuç olarak 2025, üzerine pek çok şey söylenebilecek ama söylenmese de eksik kalmayacak bir yıl olarak geride kaldı. 2026’ya girerken belki de yapılması gereken en doğru şey, büyük kararlar almaktan ziyade, küçük farkındalıklar geliştirmek için çaba sarfetmektir. Zira bazı yıllar değiştirilemez; ancak o yıllara nasıl bakıldığı her zaman değiştirilebilir. Asıl mesele de, tam olarak burada başlıyor...

Uğur ÇAĞLAR

 


Yorumlar - Yorum Yaz